GÖZ RENGİ DEĞİŞTİRME UYGULAMALARI

Günümüz tıp teknolojisinde, geçmişte mucize olarak adlandırılana uygulamalar artık mümkün hale geldi. Özellikle estetik alanında yapılan çalışmalar, Amerikan Gıda Ve İlaç Sanayii (FDA) ve Sağlık Bakanlığı onaylı birçok tıbbi deneme süreçlerinden geçirilmiş teknolojik cihazlar ile, acılı ve riskli ameliyatları geride bırakarak yerini kişinin aynı gün gündelik hayata dönüşünü kolaylaştıran, anestezi uygulanmadan yapılan işlemlere bıraktı.

Bu işlemler arasında, Plexr cihazı ile yapılan kozmetik uygulamalar, yüz ve dudak çevresinde yapılan estetik işlemler, agnes tedavileri, siğil ve izlere bağlı olarak estetik görünümün yitirilmesinin tedavileri gibi birçok başlık mevcut. Kliniğimizde bu uygulamaların hepsi uzman bir hekim ve ekibi tarafından yapılmaktadır.

Hem kliniğimize danışan kişiler arasında, hem de popülerite ile adını sıkça duyduğumuz göz rengi operasyonları ise birçok şüphe ve tartışmaya açık bir konu olmuştur. Hekim değerlendirmesi ile göz rengi operasyonunun mümkün olmayan taraflarını, risklerini ve geçmişte edinilen tecrübeleri bu yazımıza konu edeceğiz.

TEMEL OLARAK GÖZ RENGİ DEĞİŞTİRME İŞLEMİ

Gözlerimiz, rengini iris adı verilen bölgeden alan, renkleri kalıtsal, genetik özelliklerden meydana gelen vücudumuzun en hassas noktalarından biridir. Göz rengi, dna havuzumuzdaki özelliklerden meydana gelir. Örneğin bir toplumda açık renkli göz renklerinin fazla miktarda rastlanılması, o toplumun genetiğiyle ilgili bir özelliktir. Ülkemizde en fazla rastlanılan göz rengi kahverengidir ki bu da toplumumuzun dnası ile ilgili bir özelliktir.

Gözlere rengini veren iris bölgesi, melanin ve  lipokrom adı verilen iki farklı pigmentten oluşuyor. İriste eğer melanin miktarı fazlaysa göz rengi koyu, lipokrom yoğunlukta ise gözler açık renkte oluşuyor.

Temelde göz rengi değiştirme operasyonu iddası, iris bölgesine yapılan müdahale ile göz rengini açmayı, değiştirmeyi veya farklı bir forma sokmayı amaçlıyordu. İris üzerinde lazer ile yapılan yöntemlerde, rengi veren pigmentleri ortadan kaldırarak göz renginde bir renk değiştirme amaçlanırken, bir başka yöntem olarak da göz içine yapay iris takılarak, istenilen renge ulaşmayı hedefliyordu.

İKİ FARKLI HEDEF OLARAK:  LAZER VE YAPAY  İRİS

Göze rengini veren pigmentlere müdahele ederek göz rengşnde değişme elde etmeyi hedefleyen Lazer Yöntemi, lazer ışınları ile renk pigmentlerini ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Örneğin, koyu renk pigmenti fazla olan gözlere lazer ışığı vererek bu pigmentlerin ortadan kalkması sonucu göz renginde bir açılma, elaya dönüş hedefleniyor. Lazerle tedavi öncesi, kişide çok sayıda tetkik yapılırken, hastanın tansiyon, göz tansiyonu, şeker hastalığı, katarakt, üveis gibi şikayetlerinin olmaması gerekiyor.

Yapay iris takılarak gözde renk değiştirmeyi hedefleyen çalışmalar ise, kişinin gözlerinin kopyalanarak tamamen farklı renkte bir irisin göz içine yerleştirilmesi ile gerçekleşmesi planlanmaktadır.  Çok ince olarak tarif edebileceğimiz bir zar tabaka olan iris, renk seçenekleri ile göz içine mercek yardımı ile yarleştirilmekte ve renk değişimi hedeflenmektedir.

VE FAKAT….

Gözlerimiz, kendi içinde muhteşem bir sistemi olan, oldukça hassas organlarımızdır. Şu an dünya üzerinde gözlerin sunduğu kalitede herhangi bir kameranın üretilmemiş olmaması ve dahi üretilmesinin imkansıza yakın olması, gözlerin kendi dinamiğini açıklayan en güzel örnek diye düşünüyoruz. Gözler üzerine dışarıdan yapılacak her müdahale, gözlerin kendi kusursuz sistemini bozma veya istenilen sonucu çok kısa bir süre için sağlama, bu sonuçlarınsa kötü yan etkiler ile geri bildirim yapacağını söylemek yanlış değildir.

Özellikle lazer ile yapılan göz rengi değiştirme operasyonları şu an, Fda veya Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı onayı almamış, lazer ışınlarının estetik getirileri sadece cilt yüzeyinde hassas ölçüler ile uygulanabilir olarak kalmıştır.

Göz üzerine renk değiştirme amacı ile yapılan lazer uygulaması, uzun araştırmalar sonucu gösterdi ki, lazerle göz rengini değiştirmek isteyen kişilerde sonrasında göz tansiyonu, kalıcı körlük, gözlerde bulunan temizleme filtrelerinin tıkanması gibi oldukça kötü etkiler doğurmuştur.

Lazer tedavilerde yapılacak ufak hata sonucu dahi, kornea üzerindeki görmeye yarayan dokularda hasar bırakabilir ve sonrasında kişiye kornea nakli gerekebilir.

Yapay iris nakli ise, kalıcı bir rahatsızlığa sahip kişiler üzerinde denenmiş ve her ne kadar bu ‘tedavi’ amaçlı yapılan nakiller umut vadeden çalışmalar olsa da, estetik amaçlı iris naklinin yapılması, alınan riskler göz önünde bulundurulduğunda, oldukça tehlikeli bir işlem sayılmaktadır. İris nakli sonrası kişilerin çoğunda, göz enfeksiyonu, kornea hasarı, katarakt, kısmi görme kaybı gibi sonuçlar gözlemlenmiştir.

GÖZ RENGİ DEĞİŞTİRMENİN SON UYGULAMASI: FEMTOSANİYE TEKNİĞİ

Lazer ve iris naklinin, istenmeyen sonuçları göz önüne alındığında, güncel ve modern tıp anlayışı ile femtosaniye tekniği geliştirilmiştir. Femtosaniye tekniği, göz içine herhangi bir müdahale olmaksızın, irise hiçbir şekilde dokunulmadan göz rengini değiştirmeyi hedefleyen çalışmalardır.

Göz çalışmalarında aslında çok da yabancı bir terim olmayan femtosaniye tekniği, katarakt, miyop, hipermetrop, astigmat gibi kırma kusurlarının refraktif cerrahi ile tedavisinde kullanılan yeni bir lazer teknolojisidir.

Teknik sonrası, göz basıncının yükselmediği, kornea üzerinde kayıpların yaşanmadığı gözlemlenmişse de, ileriye yönelik olarak tekniğin sonuçları hakkında kesin yargılarda bulunmak etik ve tıbben doğru değildir.

Göz İçine Yapılan Bu Müdahaleler:

  1. Göz içinde bulunan filtrelerin tıkanma riskine sahiptir.
  2. Filtrelerin tıkanması nedeni ile glakoma (göz tansiyonu) neden olabilirler.
  3. Kişi operasyondan çok sonra dahi kalıcı körlük yaşayabilir.
  4. Göz enfeksiyonu riski taşırlar.
  5. Katarakt oluşturma riski vardır.
  6. Korneada hasar oluşturabilir.
  7. Kısmi göz kaybı yaşanabilir.

NE YAPMALI?

Estetik çalışmalar her geçen gün yeni bir anlayış ve gelişen teknoloji sayesinde yol kat etmektedir. Estetik çalışmalarda aslolan, kişinin özgüvenini iyileştirmek ver var olan problemleri ortadan kaldırarak kişiye öz beğeni ve öz saygı kazandırmaktır. Bu işlemler, insan sağlığını tehlikeye atmadan ve operasyonlar sonrası da kişinin güvenliğini garanti eden boyutlarda yapılmalıdır.

Göz rengini değiştirmek isteyen kişilerde, kliniğimizde de güvenle ve tecrübelerimiz ile gerçekleştirdiğimiz lens uygulamaları mevcuttur. Lensler, adını artık her alanda duyduğumuz kozmetik ürünler olmaktan ziyade, uzman bir hekim işbirliği ile, göze en uygun şekilde seçilmeli ve tıbbi ortamlarda uygulanmalıdır.

LENS SEÇİMİNİZDE HEKİM ÖNEMİ

Gözlere dışarıdan yapılacak her müdahale tıbbi bir birikim ve önlem gerektirmektedir. Bugün neredeyse her gözlük mağazasında alıp ulaşabildiğimiz lensler dahi göz sağlığı için bir risk faktörüdür. Bu nedenle göz rengini değiştirme amaçlı kullanacağınız lens seçiminde alanında uzman bir hekime başvurmak yapılacak en sağlıklı davranıştır.

Lens taktıktan sonra;

  • Gözde kaşıntı,
  • Yanma veya batma,
  • Gözde bir şey varmış hissi,
  • Aşırı sulanma,
  • Normal olmayan göz akıntısı veya kızarıklık,
  • Görüş bulanıklığı

Gibi belirtiler hissediyorsanız hekiminize danışmalısınız.

KONTAKT LENS NEDİR?

Göz bozukluklarının düzeltilmesinde, kişiyi gözlük kullanımından kurtarma adına kullanılan kontakt lensler kendi aralarında çeşitlere ayrılarak, göz rengini değiştirmek isteyen bireylerde de uygulanabilmektedir. Göz bebeğinin önünü oldukça ince bir tabaka ile kaplayan kontakt lensler, renklileri kullanıldığında göz renginizde değişme sağlamaktadır.

KOntakt lensin seçilmesi ve uygulanması hekim işbirliği ile gerçekleştirilmeli ve kişi bu seçimini tıbbi görülerle gerçekleştirmelidir.

Lens Kullanırken Dikkat Etmeniz Gerekenler

  1. Yasal ve tescilli kaynaklardan temin edilmelidir.
  2. Kullanımından önce tam bir göz muayenesi gerekmektedir.
  3. Sulanma, batma hissi, göz kırpıştırma gibi etkiler görülürse derhal hekiminize danışmanız gerekir.
  4. 2-4 hafta arası adaptasyon süresi gerekmektedir.
  5. Planlı bir değişim takvimi hazırlanmalıdır.,
  6. Öngörülen kullanma süresinin uzatılmaması gerekir.
  7. Oksijen geçirgenliği yüksek olmalıdır.
  8. Göze fizyolojik olarak tam uyum göstermeli.
  9. Hekimin uygun gördüğü temizleme ve bakım kurallarına uyulmalıdır.